13 Apr
Posted by admin as fantastik sinema
George Andrew Romero’nun yönetmiÅŸ olduÄŸu 1978 yapımı Yüzde 99 Ölüm (Dawn of the Dead / Zombie), orjinal reklam broşürlerinde ve afiÅŸlerde bu sözlerle tanıtılıyordu. Bizde ise filmin, 80′li yıllardan birinde, sansürle ciddi problemler yaÅŸadıktan sonra gösterime girebildiÄŸini hatırlıyorum. Zamanında ilk vizyonunu kaçırdığım bu filmi, daha sonra BeyoÄŸlu Emek sinemasında, o dönemlerde bir kaç kez yapılan Korku Filmleri Toplu Gösterileri‘nden birinde, bol çizikli bir kopyadan izleme olanağı bulmuÅŸtum. Hatta yanımda günümüzün ünlü çizeri, Cihangir’de Bir Ev fenomeninin yaratıcısı dostum Oky’de vardı. Daha filmin 15. dakikasında
sıkılıp, benim tüm ısrarlarıma karşın sinemadan çıkıp gitmiÅŸti. Eee. tabi 16 yaşında olup ta Sylvester Stallone’a tapan birine film yavan gelmiÅŸti. Ama bugün biliyorum ki Yüzde 99 Ölüm Oky’nin en sevdiÄŸi filmlerden biri… Video furyasının baÅŸladığı dönemde ise en az otuz kez (bu sayı bugün 200′ü geçmiÅŸtir) bu ritüeli tekrarladığımı anımsıyorum. İlginçti… Sinemalarda gösterime girdiÄŸinde, afiÅŸinde yazan Yüzde 99 Ölüm adı garip gelmemiÅŸti ama, yönetmeninin George A.
Romero olduÄŸuna emin olduÄŸum film, Lucio Fulci’nin imzasıyla lanse edilmiÅŸti. Nedenini daha sonra, Ölüm Bölgesine Dönüş ( Zombi 2 / Zombie Flesh Eaters-1979) ayni firma tarafından vizyona sokulunca çözer gibi olmuÅŸtum. Bu film de Lucio Fulci’nin olmasına karşın, George A. Romero’nun adı ile vizyona çıkmıştı. İki filmi de ithal eden firma İrfan Atasoy’un sahibi olduÄŸu İrfan Film’di. Ya Dawn of the Dead‘in sansüre takılmasını bertaraf etmek için afiÅŸleri deÄŸiÅŸtirmiÅŸlerdi, ya da depo görevlisi afiÅŸleri karıştırmış olmalıydı…
Her neyse, Romero’nun yaÅŸayan ölüleri aslında Åžafak’tan önce, daha Gece vakti cehennemden çıkıp, yürümeye baÅŸlamışlardı. Romero 1968′de Pittsburgh yakınlarında, çoklukla yöre halkının katılımıyla YaÅŸayan Ölülerin Gecesi‘ni (Night of the Living Dead) çekmeye baÅŸladı (1). Tema olarak ise, ünlü yazar Richard Matheson’ın I’m Legend (Milliyet yayınları, Kara Dizi’den çıkan adıyla Hepimiz Vampiriz) adlı muhteÅŸem romanı ona esin kaynağı olmuÅŸtu (2). Parasızlıktan siyah beyaz olarak çekilen film, Pittsburgh ahalisinin günde tek öğün yemeÄŸe figüranlık yapmayı kabul etmesi sayesinde pek zorluk yaÅŸanmadan tamamlanabilmiÅŸti.
Filmde muhtemelen bütçe yüzünden gösterilemeyen, sadece sözü edilen bir nedenden dolayı -hadi söyleyelim, bir uydunun dünyaya düşmesi sonucu yayılan radyasyon yüzünden- ölüler mezarlarından çıkıp, yürümeye baÅŸlarlar. Daha sonra ise, Korku Sineması meraklılarının pek çoÄŸunun da bildiÄŸi gibi, bir evde kapalı kalan bir gurup insanı (ki içlerinden biri zencidir) taciz etmeye çalışırlar. Amaçları onları yemektir. Yerel güvenlik güçleri olaya el koymuÅŸ, zombi avına baÅŸlamıştır. Film, anlatmanın ihanet olacağını düşündüğüm sürpriz bir finale sahip…
olmuÅŸtur. 1973′te bu kez
renkli olarak, senaryosu ve kurgusu da kendisine ait ilginç bir bilimkurgu filmi olan Çıldıranlar‘ı (Crazies) çeker. Çıldıranlar, onun tür sineması üzerindeki baÅŸarısını perçinler.
dolarlık bir bütçe ile”YaÅŸayan Ölü” temasına Yüzde 99 Ölüm ile görkemli bir dönüş yapar. Hem de ne dönüş… Bu filmde onu kült mertebesine ulaÅŸtıracak her ÅŸey vardır. Özel makyaj efektlerinde, daha sonra Manyak (Maniac-William Lustig-1980) ve 13. Gün (Friday the 13th-Sean S. Cunningham-1980) gibi filmlerle mesleÄŸinin arananları arasına giren Tom Savini vardır. Savini filmde, makyajları yapmış olmanın yanı sıra, motorsikletli Cehennen Meleklerinin de ÅŸefini oynamaktadır…
Filmde, artık zombiler her yeri kaplamaya başlamıştır. Virüsü kapmayanlar ise güvenli bölgelerin arayışı içindedirler. Süper hareketli ve kanlı sahneler fani gözlerimizin önünden hızla akıp geçer. Romero kana susamış izleyiciye istediğini fazlasıyla verirken, bir yandan da içinde
yaÅŸadığımız tüketim yoplumunun sosyo-politik düzlemdeki parodisini perdeye getirmeyi ihmal etmez. Büyük bölümü, dev bir hipermarkette geçen öykünün kahramanlarının, oradan çıkmayı bir türlü beceremeyen hali göz önüne getirilince, Yüzde 99 Ölüm‘ün sıradan bir korku (ve bilimkurgu) filminden daha fazla ÅŸey barındırdığı ortaya çıkar…
1988 “Maymunun Parladığı” yıldır Romero için. Sanatçı bizde Tutku adıyla gösterilen Monkey Shines‘i çeker. Bu çok baÅŸarılı, bilimkurgusal ögeler içeren gerilim denemesinden sonra, 1990′da YaÅŸayan Ölülerin Gecesi‘nin renkli yeniden çevrimi için senaryoyu bir kez daha kaleme alır. Bu kez yönetmen olarak özel efekt sihirbazı Tom Savini vardır. Ama film iyi bir yeniden çevrim olmasına karşın, orjinali kadar baÅŸarılı olamaz…
90′lar ve sonrası, tıpkı John Carpenter’da olduÄŸu gibi Romero için de düşüş yıllarıdır. Stephen King’in Hayatı Emen Karanlık (The Dark Half) adlı romanından Karanlık Yarı‘yı (The Dark Half-1993) çeker. Film romanın yanına bile yaklaÅŸamaz… Bir ara, görseli ve konusu neredeyse tamamen Romero’nun zombi filmlerinden klonlanmış olan bilgisayar oyunu Resident Evil‘in sinema uyarlaması için adı geçse de, yapımcılar filmi onun ellerine teslim etmekten vazgeçerler. O da, içinde ünlü punk rock gurubu Misfits’in de bulunduÄŸu Ölümün Maskesi (Bruiser-2001) adlı, “Operadaki Hayalet” temasını güncelleÅŸtiren bir film çeker. Ölümün Maskesi sanatçının fanları ve de eleÅŸtirmenler tarafından baÅŸarısız bulunur. / (Sürecek)
RSS feed for comments on this post
Leave a reply