13 Apr
Posted by admin as fantastik sinema
Eyüp Sultan, Yeni Mete Sineması‘nda geçen çocukluk günlerimde duyduÄŸum bu ve benzeri sözler, videoma ya da DVD oynatıcıma koyduÄŸum her Hong Kong/Çin ürünü filmi izlerken aklıma gelir ve yazlık sinemaların bol olduÄŸu o “2 Film Birden” li dönemlere giderim… Wang Yu ve Bruce Lee… Yaşı 30′un üzerinde olanlar ne demek istediÄŸimi ve neler hissettiÄŸimi anlayacaklardır. Hele bir de İstanbul’un kıyı köşe mahallelerinde ya da Anadolu’nun kırsal bölgelerinde doÄŸup, büyümüşlerse…
İşte bu anılar ve duygular beni bu yazıyı yazmaya iten baÅŸlıca nedenler oldular. Her ne kadar Hong Kong-Kung Fu (ve diÄŸer dövüş sanatları filmlerinin) kökleri onun filmlerine dayanmasa da, konunun Türkiye’deki tarihsel geliÅŸimini göz önünde tutarak söze Wang Yu ile baÅŸlamak istiyorum; ÅŸu tek kollu uçan adamdan, hani enli ve keskin kılıcıyla kendisine ihanet edenlerden öcünü almak uÄŸruna aÄŸaçlara zıplayan, bir vuruÅŸta otuz kelleyi koparan, çekik gözlü, sarı benizli kahramandan…
Kaynaklara göre; Jimmy Wang Yu, Yu Wang, Jimmy Wong Yu, Wang Zhengquan, gibi “aka”lara sahip olan Wang Yu, 18 Mart 1943′te Åžangay’da (Shanghai) doÄŸdu (Farklı kaynaklarda farklı tarihlere rastladım gerçi). Sporcu bir kimliÄŸe sahipti ve uzun yıllar yüzücülük yaptı. 1962-63 ve 64 yıllarında, Hong Kong gençler yüzme ÅŸampiyonu olan Wang Yu’nun kaderi agresif yapısı yüzünden deÄŸiÅŸti. Åžampiyonalara katılması yasaklanınca, kendini tümden sinema dünyasının içinde buluverdi. Yüzücülük yaptığı zamanlarda onun için bir ilk deneyim olan Shaw Brothers yapımı Kaplan Çocuk (Tiger Boy-1963) ile baÅŸlamış bulunan sinema kariyeri hızla tırmanışa geçti ve onu halkın çok sevdiÄŸi bir oyuncu, bir efsane (Chop Socky Legend) yaptı. İlginçtir ki, Amerika’da yayınlanan Oriental Cinema dergisinin editörü Damon Foster’ın bir makalesinde yazdığı üzere; Wang Yu hiç bir zaman ciddi anlamda Kung-Fu öğrenmedi. Aldığı bir parça Karate dersi ile, gençken katıldığı sokak döğüşlerinden edindiÄŸi tecrübe sayesinde durumu idare etti. Bu güne deÄŸin sayısız filmde oynayan ve bir kısmında da yönetmenlik yapan bu zat-ı muhteremin meÅŸhur olmasını saÄŸlayan, Hong Kong’da 26 Temmuz 1966′de gösterime giren Kolsuz Kahraman (The One Armed Swordsman / Dubei Dao) filmidir. Kolsuz Kahraman o güne kadar bir milyon Hong Kong doları hasılat getiren ilk film olma ünvanını da eline geçirdi. DoÄŸal olarak devamları, hatta taklitleri çekildi. Bir türe öncülük etti, Kolsuz Kahramanlar furyasını doÄŸurdu. Bir Shaw Brothers klasiÄŸi olan bu filmi, efsanevi yönetmen Chang Cheh yönetti. Gerçekte içinde pek fazla Kung Fu elementleri bulunmayan bu film, tam bir kılıç dövüşü festivalidir. Hem de minimum ölçüde “tel” efekti kullanılan bir baÅŸyapıt…
Usta Chi-Ju (Tien Fong) bulunduÄŸu çevrede iyiliksever biri olarak tanınmasına karşın, düşmanları da olan biridir. Bunların en tehlikelisi “Uzun Kollu Åžeytan” olarak anılan Cheng Tien-Shou adında, gaddarlığıyla ünlü baÅŸka bir Kung Fu ve kılıç ustasıdır. Bir gün usta Chi’nin evi Cheng Tien-Shou ve adamları tarafından basılır. Öğrencilerinden biri olan Fang Cheng (Feng Ku) ölümcül yaralar almasına karşın hocası Chi’yi koumayı baÅŸarır. Çarpışma sırasında Fang Cheng’in kılıcı kırılır. Ağır yaralanan Fang Cheng, çok sevdiÄŸi hocası ve oÄŸlu Fang Kang’ın kollarında yaÅŸama veda eder. Fang Kang babasının kırık kılıcını alır ve intikam yemini eder.
Yıllar GeçmiÅŸ, Fang Kang büyümüştür (Wang Yu). Babasının kırık kılıcını hep yanında taşımaktadır. Usta Chi, Fang Kang’ı kendi oÄŸlu gibi büyütmüştür. Kızı Pei Erh (Pan Yin Tze) ve iki öğrencisi, ustanın Fang Kang’a daha fazla ilgi göstermesini hazmedemeyip, ona karşı diÅŸ bilemektedirler. Basit bir sebep yüzünden Fang Kang’ı düelloya davet ederler. Fang Kang onları ciddiye almamaktadır. Ama diÄŸerleri dövüşmekte ısrar edince, kılıcını bile kullanmadan onları yener, sonra da gitmeye karar verir. Pei Erh bir anlık öfkesinin esiri olup, Fang Kang’ın boÅŸ bulunduÄŸu bir anda, onun saÄŸ kolunu keser. Fang Kang kanlı kolunu orada bırakarak, acılar içinde karlara bata çıka uzaklaşır. Bütün bunlar olurken, “Uzun Kollu Åžeytan” Cheng Tien-Shou, adamlarıyla kasabaya gelir. Amacı daha önce baÅŸaramadığı suikastı gerçekleÅŸtirmektir. Bunun için onu ve öğrencilerini yenilmez kılacak silahlar icad etmiÅŸ, denemeye koyulmuÅŸtur bile. Usta Chi, Fang Kang’a olanları öğrenmiÅŸ, kızı ve iki öğrencisine onu bulup, kendisine getirmelerini emretmiÅŸtir. Fang Kang kan kaybı yüzünden bitkin düşüp bayılmıştır. yakınlardaki köyde, büyükbabası Wang (Lee Yan Ho) ile birlikte yaÅŸayan Hsiao Man (Chiao Chiao) adlı genç kız Fang Kang’ı bulur ve evlerine taşır. YaÅŸlı adam ve torunu onu iyileÅŸtirirler. Fang Kang kısa sürede kendini toparlar ve iÅŸe yaramayan sol kolunu çalıştırmaya koyulur. Babasından geriye kalan kırık kılıç onu motive etmektedir. Fang Kang kısa sürede eski formunu bulur ve köyde sevilen bir kiÅŸi olur. Babasının katili ve hocasının baÅŸ düşmanı Cheng Tien-Shou’nun kasabaya döndüğünü öğrenince hemen yola çıkar. Amacı hem ustasını korumak, hem de babasının intikamını almaktır. “Uzun Kollu Åžeytan”ın dehÅŸet saçtığı kasabaya gelir. Ortalık kan gölüne dönmüştür. Sonunda babasının kırık kılıcıyla intikamını almayı baÅŸarır…
Chang Cheh’in izinden giden ve onun tuhaf öykü anlatma tarzını bir adım daha ileriye taşıma becerisini gösteren az sayıdaki yönetmenlerden biri olan Liu Chia-Liang, çekmiÅŸ olduÄŸu Kung Fu Efsanevi Silahlar (Legendary Weapons of Kung Fu /Shi ba ban wu yi-1982) ve Sahaolin Ninja’ya Karşı (Shaolin Challenges Ninja / Heroes of the East / Zhong hua zhang fu-1978-79) gibi iki Shaw Brothers klasiÄŸi ile Kung Fu sinemasının önemli yönetmenleri arasına girdi. Shaolin Ninja’ya Karşı‘da en iyi performanslarından birini sergileme olanağı bulan Liu Chia-Hui (yönetmenin kardeÅŸi) gibi genç bir yeteneÄŸin karşısında, Japon uyruklu (efsanevi) Yasuaki Kurata ve Yuko Mizuno ile bizzat Liu Chia-Liang’ın kendisi “SarhoÅŸ
Usta” rolünde yeralmıştır. Filmin ilginç özelliklerinden birisi de, bir yığın Çin ve Japon silahının içinde bulunduÄŸu sayısız dövüş sahnesini barındırmasına karşın, karakterlerden hiçbirisinin ölmemesidir. Hong Kong dövüş sanatları filmlerinin bir çoÄŸunun ana temasını oluÅŸturan, düşman Japonlara karşı
mücadele motifi, bir şekilde burada da yinelenmiştir. Ancak dönemin kan gövdeyi götüren filmlerinin aksine, Çin-Japon çekişmesi, bu karşıtlığın parodisi olarak ele alınmıştır.
karşıya gelir. Sinema tarihinin en ilginç karı-koca kavgalarından birine tanık oluruz. Ho Tao kazanır ve bunu hazmedemeyen Kun Tse bavulunu toplayarak, Japonya’ya, ailesinin yanına döner. Aradan Geçen kısa zaman Ho Tao’ya karısını özlediÄŸini farkettirir. Gururu kırılan Kun Tse’nin dönmeyeceÄŸini düşünen genç adam, kafasında bir plan yapıp, uygulamaya koyulur. Karısına bir mektup yazarak, onu kışkırtmayı düşünmektedir. Japon dövüş tekniklerinin ne kadar iÅŸe yaramaz olduÄŸundan bahseden bir mektup yazar ve onu aksini ispatlaması için tekrar düelloya davet eder. Mektup, Japonya’da kazayla Kun Tse’ye ders veren dövüş sanatları ustalarının eline geçince, durum bir memleket meselesi halini alır. Ustalar Ho Tao ile hesaplaÅŸmak için Çin’e gelirler. İçlerinden biri yenilmezliÄŸi ile ünlü Ninjitsu ustasıdır (Yasuaki Kurata). Ho Tao zor durumda kalmasına raÄŸmen, dünya nimetlerinden (ÅŸarap hariç) elini eteÄŸini çekmiÅŸbir “SarhoÅŸ 
Usta”nın (Liu Chia-liang) yardımıyla Japon ustaları yener ve karısına kavuÅŸur.
RSS feed for comments on this post
Leave a reply